Pop-Up- web-Korona-Duyurusu.jpg (131 KB)
BEN BUNU DAHA ÖNCE NASIL OKUMAMIŞIM DEDİRTECEK KİTAPLAR

BEN BUNU DAHA ÖNCE NASIL OKUMAMIŞIM DEDİRTECEK KİTAPLAR

31 Ocak 2020

Sharon M. Draper - İçimdeki Müzik

 

Şimdiye kadar tek kelime konuşmadım. Neredeyse on bir yaşındayım.İngiltere'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış. 11 yaşındaki Melody'nin hastalığının adı spastik ikili kuadripleji, yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikaye Melody'nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

 

 

Mustafa Kemal Atatürk - Nutuk

 

Bugünü doğru anlayabilmek ve geleceği doğru kurabilmek için geçmişi, buraya nasıl, nerelerden geçerek geldiğimizi iyi bilmek gerekir. NUTUK, dünyada emperyalizme karşı kazanılan ilk Kurtuluş Savaşı'nı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini birinci ağızdan anlatan temel eser olma özelliğini koruyor, ülkemizin bugünü ve geleceği için de yol göstermeye devam ediyor.

 

 

 

Marie-Henri Beyle Stendha -  Kırmızı ve Siyah

 

Kırmızı ve Siyah, ilk baskısı 1830'da yapılan, Fransız yazar Stendhal'ın romanı. Parma Manastırı ile birlikte Stendhal'ın az sayıda eseri arasında en sağlam iki yapıtından biri kabul edilir. Napoleon Bonaparte'ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi'ni ustaca anlatan Stendhal; Katolik Kilisesi'ni, liberaller, aristokratları, burjuvaları, kralcıları ve özgürlükçüleri tutkulu bir aşk hikâyesi içinde aktarmıştır. Yükselme ihtirası ile yanıp tutuşan genç Julien Sorel'in zaman zaman ikiyüzlülüğe kadar varan içten pazarlıklı halini, bağlı olduğu dünya görüşünü ve Napoleon hayranlığını saklamaya çalışırken yaşadığı bunalımı anlatan roman bu yönüyle bir psikolojik roman özelliği taşır. İngiliz yazar Somerset Maugham Kırmızı ve Siyah için şöyle der: Kırmızı ve Siyah, bir aşkın, gittikçe büyüyen bir aşkın hikâyesidir. Korkuları, duraksamaları, ateşli tutkusuyla, usta elinden çıkmıştır.

 



Sabahattin Ali -  İçimizdeki Şeytan

 

“Değil... değil... fakat şu muhakkak ki bugün olduğum gibi olmak da istemiyorum. Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün... Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş... Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde bir oyuncağız...”İçimizdeki Şeytan, tüm insani zaaflarıyla canlandırılan Ömer ve Macide'nin aşkları etrafında, Sabahattin Ali'nin insan doğasına ve toplumsal yapıya dair derin gözlemlerini ustalıklı bir dille aktardığı başyapıtıdır.

 

 


Jane Austen  - Gurur ve Önyargı

 

Jane Austen (1775-1817): Sadece kırk iki yıllık, gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla roman tarihinin ilk büyük (ve sahici) kültü olmayı başaran bir 19. yüzyıl romancısıdır. Sayısız TV ve sinema uyarlamalarının yanısıra tüm satış / okunma anketlerinin de gösterdiği üzere, yazarın 1813'de yayınlanan ikinci romanı Gurur ve Önyargı tüm zamanların en sevilen romanlarının başında gelir. Bu da, sanırız, Austen'in, dünyanın pek çok yerinde geleneklerin kadına biçtiği en iyi gelecek rolüyle kadınların aşklarını seçme hakkı arasındaki gerilimi mizah, zeka ve sevecenlikle yansıtmasından kaynaklanmaktadır. Hamdi Koç (1963): İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Hokka dergisinin yayın kurulunda bulundu. 1992'de Çocuk Ölümü Şarkıları'ndan başlayarak hemen her yapıtıyla dikkat çeken Hamdi Koç'un o tarihten bu yana beş romanı yayımlandı. Eserlerini çevirdiği yazarlar arasında Shakespeare, Faulkner, Beckett ve Joyce yer alıyor.

 

 

 

 

 

Arundhati Roy -  Küçük Şeylerin Tanrısı

 

Arundhati Roy, İngiltere'nin en saygın edebiyat ödülü olan Booker Ödülünü 1997 yılında Küçük Şeylerin Tanrısı adlı romanıyla aldı. Lirik bir dille, şiirsi bir anlatımla, bir söz-büyücüsü gibi kullandığı sözcüklerle, yasak bir aşkın çökerttiği bir ailenin soluk kesen dramını anlattı. Varlıklı bir Hindu ailesinin güzel kızı Ammu, ailesinin yanında çalışan bir işçiye aşık olur. Önüne geçilmez, kural tanımaz, tutkulu bir aşkla bağlanırlar birbirlerine. Oysa genç adam Dokunulmazlar sınıfındandır, toplumun en alt kademesinden. Sonu olmadığını bildikleri bu aşkta Küçük Şeylerle yetinirler, geleceği düşünemezler. Genç kadının ayrıldığı kocasından olan biri kız, biri erkek ikiz çocukları bu aşkın doğal tanıklarıdır. Olaylar, birbirinden ayrılmayan bu çift yumurta ikizlerinin çevresinde döner; kızın gözüyle anlatılır. Arundhati Roy, geriye dönüşlerle örüyor kurgusunu ve beklenmedik, dehşet verici sona ulaştırıyor. 1960'lı yılların sonunda, Hindistan'ın güneyinde geçen bu öyküde, arka planda İngiltere'den bağımsızlığını yeni kazanmış, siyasal çalkantılar içindeki bir Hindistan'ı, kast sisteminin ürkütücü koşullarını ve toplumsal tabuları buluyoruz. Hindistan'da yayınlandığında, Hıristiyan bir Hindu kadınıyla alt kasttan bir erkek arasındaki aşk ve aşk sahneleri Hint gelenek ve göreneklerine aykırı düştüğü için büyük tartışmalara yol açan Küçük Şeylerin Tanrısı, bir solukta okunan unutulmaz bir roman.

 



Sinan Akyüz -  İncir Kuşları

 

Çok satan romanlarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek son kitabıyla okurlarını selamlıyor. Alfa Yayınları'ndan çıkan İncir Kuşları'nda yazar, Bosnalı bir genç kız olan Suada'nın gerçek yaşamından yola çıkıyor. Okuru savaşın ve aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor. Bosna tüm bilinmeyenleriyle ilk kez Sinan Akyüz kalemiyle yazıldı… Sinan Akyüz dünyanın seyirci kaldığı bir soykırımı Suada'nın öyküsüyle yeniden gündeme getiriyor. Yakın tarihi edebiyatla buluşturan yazar, aşkın içinde “savaşı ve şiddeti”, savaşın içinde de “aşkı ve inancı” ustalıkla harmanlıyor.Bu romanla Bosna Savaşı'nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün ışığına çıkarken; kitap okuyucusuna sürpriz bir sonla veda ediyor. Arka Kapak. Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp'tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada'ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı. Takvim yaprakları 6 Nisan 1992'yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere.Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu… Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır' dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış “Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?” demişti. Modern zamanlarda Avrupa'da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları. Bu kitap tamamen gerçeklere dayanmaktadır.

 


Lou Andreas Salome - Ruth

 

Lou Andreas-Salome yapıtlarında kendi deneyimlerinden yola çıkarak, geleneğin kısıtladığı hayatlarında kendi yollarını bulmaya çalışan kadınları, yetişkinliğe adım atmaya hazırlanan genç kızları anlatmıştır. Bu kadın hikâyeleri arasında kilit önem taşıyan Ruth, yazarın sağlığında en çok ilgi çeken yapıtıdır. 1895 yılında yayımlanan roman zamanın edebi zevkini yansıtır.Çocuksu bir çekiciliğe sahip esrarengiz bir genç kız, işini çok seven bir eğitimci olan öğretmeninin kalbini tutuştururken, yaşadıkları karşılıklı bir büyülenmeye dönüşür. Genç kızın iç âlemi psikolojik tahlillerle aktarılır. 1928 yılına dek on baskı yapan Ruth'un okurları arasında Rainer Maria Rilke ve Sigmund Freud gibi ünlü kişiler de vardı. Hatta romandan çok etkilenen Rilke kendi kızına “Ruth” adını vermişti.

 


 

 

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.